Published On: Paz, Tem 13th, 2014

Bülent Arınç: Yıllar sonra normalleştik

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Yıllar sonra normalleştik” dedi.

bulent_arinc_yillar_sonra_normallestik

BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa’da restorasyonu tamamlanan 600 yıllık Muradiye Camii’nin açılışında yaptığı konuşmada, “Yıllar sonra normalleştik. Artık açılışlarda Kuran da okunabiliyor, dualar da okunabiliyor. İnsanlar Allah’ın ismini zikrederek, konuşma da yapabiliyor. Geldiğimiz nokta güzeldir” dedi.

Merkez Osmangazi İlçesi, Muradiye Mahallesi’nde 600 yıl önce 2’nci Murat tarafından yaptırılan Muradiye Camii’nin restorasyonun tamamlanmasının ardından açılışı bugün Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın katılımı ile yapıldı. Önce Kuranı Kerim’in okunduğu törende konuşan Arınç, Ramazan ayında Bursa’nın bereketle dolup taştığını söyledi. Arınç, “İnşallah İslam alemi de bugünkü feryatlarından acılarından, dökülen kanlardan biri an evvel kurtulsun. Filistin’de, Gazze’de, Suriye’de, Irak’ta bütün dünya ve coğrafyasında Müslümanlıkları sebebiyle kendilerine zulmedilen, ölüm kusulan bütün kardeşlerimize Rabbim yar ve yardımcı olsun, rahmet etsin, inayet etsin. Onlarda iftar ve sahurun sevincini, Ramazanın bereketini bir an evvel kavuşsunlar. Dualarımızda lütfen onları da unutmayalım” diye konuştu.

ESKİDEN KURAN OKUNMASI OLAY OLURDU

Konuşmasında, açılışta okunan Kuran’ı Kerim’e değinen Arınç, 15 – 20 yıl önce Kuran okunarak başlanan bir töreni hatırlamadığını belirtti. Arınç, “Bazen okunmaya çalışılırdı. – Sağ olsun buradaki arkadaşlarımı tenzih ediyorum.– Basının bütün kameraları onlara doğru döner, hatta sonunda bir Fatiha okunacaksa kim Fatiha okudu, kim yüzüne sürdü diye tek tek fotoğraflar çekilirdi. Ertesi gün gazetelerde televizyonlarda ‘vali de Fatiha okudu üstelik elini de yüzüne sürdü.’  ‘Törenden önce de Kuranı kerim okundu’, ‘Vay irtica ne kadar dal budak sarmış’, ‘Eyvah laiklik elden gidiyor’ diye feryat ederlerdi. Şimdi bugünümüze bakıyorum. Geçmişte yapılan bu işler ne kadar saçma sapan şeylermiş. Ne kadar komik şeylermiş. İrtica bununla mı gelirmiş, laiklik bundan mı incinirmiş. Din ve vicdan özgürlüğü, laiklikle eşdeğerse, bir cami açılışında veya bir hayır töreninde Kuran Kerim okunmasının ne zararı varmış?” diye konuştu.

GELDİĞİMİZ NOKTA GÜZELDİR

Endülüs Emevi Devleti’nin de asırlarca dünyaya örnek olduğunu söyleyen Arınç, şunları söyledi:

“Şimdide El Hamra Sarayı’na girdiğiniz zaman sarayın duvarlarına işlenmiş yan yana hiç boşluk bırakmadan bir söz görüyorsunuz. ‘Allah’tan başka galip yoktur. İslam’dan başka galip yoktur, Kuran’dan başka galip yoktur. Siz ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin zamanı gelecektir. Kuran hükmünü icra edecektir ve herkes bunu büyük bir memnuniyetle karşılayacaktır. Yıllar sonra normalleştik. Artık Kuran da okunabiliyor, dualar da okunabiliyor. İnsanlar Allah’ın ismini zikrederek, konuşma da yapabiliyor. Geldiğimiz nokta güzeldir.”

“DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNE YANLIŞ MÜDAHALE EDİLDİ”

Geçmişte çok büyük hataların, yanlışların yapıldığına dikkat çeken Arınç, irticanın yanlış gösterildiğini, laikliğin yanlış anlaşıldığını vurguladı. İnsanların din ve vicdan özgürlüğüne yanlış müdahale edildiğini dile getiren Arınç şunları söyledi:

“Ama bugün Allah’a şükür iyi bir noktadayız. Biz yedi sene evvel bir cumhurbaşkanı seçimi yapmıştık. Ben de meclis başkanıydım. Cumhurbaşkanını nasıl seçeceğimizi Anayasa’daki ilkelerden biliyorduk. O günlerde bana rahmetli Turgut Özal’ın demokrasi ödülünü verdiler. Ben de ödül töreninde yaptığım konuşmada şunu söyledim. ‘Rahmetli Özal’da bir siyasetçiydi, sonra cumhurbaşkanı oldu. 4 yıl kadar sürdü. Allah rahmet eylesin. Ama cenazesine 2 milyon kişi katılmış. O 2 milyon insanın bu sevgisi nereden geliyor diye araştırdım. Kaldı ki ben de o tarihe kadar rahmetliye karşı siyaset yapmış, onu eleştirmiş bir insandım. Bu sevgi nereden geliyor? Çok fotoğraflar taradım. Fotoğrafların birinde birisi elindeki pankartı cenaze boyunca taşıyordu. Pankartta da yazan şuydu: ‘Sivil, dindar, demokrat cumhurbaşkanım’ diye. Özal’ı halka sevdiren bu üç özelliğiymiş. Ben de o zaman, bu kadar gürültü niye kopuyor, anlıyor musunuz dedim. Sivil dindar, demokrat bir Cumhurbaşkanını seçtirmemek için. Bu sözlerimden dolayı topa tutuldum, alay edildim, hakaretler yedim. Laiklik düşmanı olarak gösterildim. ‘İran’da bir Ahmedinejad var, Türkiye’de de bir Bülendinejad var’ diyen Baykal’ın kulakları çınlasın. Sadece bu sözüm için ama hamdolsun onların dediği değil, belki 4-5 aylık bir gecikme ile Türkiye’de yine halkın istediği oldu. Sivil, dindar ve demokrat cumhurbaşkanı. Allah’a ne kadar hamd etsek azdır. Cumhurbaşkanı adaylarımız var. Birisi İmam Hatip mezunu. Bununla da övünüyor. Onun Fatiha okuması, Kuranı Kerim kıraat etmesi birilerine çok yabancı gelmeyebilir. Ama bir başkası var ki o da en önemli toplantısına ‘esirgeyen, bağışlayan Allah’ın adıyla’ diye başlıyor ve Fatiha Suresi’nin mealini okuyor. 7 senede nereden nereye geldik. 7 sene önce beni topa tutanları gazete televizyon koleksiyonlarına bakarak meclis tutanaklarına bakarak görebilirsiniz. İşte aynen onlar bugün ortaya sürdükleri adayın arkasından Fatiha suresinin mealini vererek konuşmaya başlıyorlar. Elhamdülillah Allah’a binlerce kez şükürler olsun. Türkiye bugünleri gördü. Sizin yaşanız genç bende sizin yaşınızdayken görmedim ama anlatılanları, yazılanları biliyordum. Türkiye’de türbeler kapatılmıştı. Türbe tekke zaviye ne varsa yasaklanmıştı. Hala bununla ilgili bir kanun da var. Daha sonra türbeler kaçak olarak açıldı. Ama türbe ziyaretleri yasaktı. O büyük zatlar o kadar büyüktür ki kendileri bir yere gitmezler. Onların ayaklarına gidersiniz, işte yine aynı kişiler tarafından desteklenen Cumhurbaşkanları veya adayları bugün türbe ziyaretinde bulunuyor. Allaha hamdolsun ki İslam’ın Kuran’ın tarihimizin üzerini ne kadar örtmeye çalışırsanız çalışın, Müslümanları ne kadar küçük görmeye çalışırsanız çalışın üzerini kara bir şalla örtmeye ne kadar çalışırsanız çalışın, o günün birinde güneş gibi parlıyor. Doğudan batıyor, batıdan batıyor ama güneşi göremeyen ülkeler de biraz sonra aydınlanıyor. Hepsi ışıktan nasibini alıyor. Ne mutlu ki Müslümanız. Ne mutlu ki Allah bizi Müslüman bir anne babadan dünyaya getirdi. Farklı inanç mensupları da var bu ülkede. Onlara da saygımız var. Onların da inançlarına herhangi bir ipotek konmasına karşıyız. Geçtiğimiz günlerde Latin Katolik kilisesine bir tecavüz oldu. En önce biz gittik. Geçtiğimiz günlerde farklı bir mezhebin camisine yine bir takım kötü insanlar tecavüz de bulundu. Hemen Diyanet İşleri Başkanımız koştu. Hemen biz koştuk. Bunları yapanları ortaya çıkaracağız, her şeyi yeniden tamir edeceğiz dedik. Çok şükür inancımızın bugün Türkiye’de ayakta dimdik görmekten ve Müslümanlığı bir güneş gibi bütün dünyaya doğduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Çok şükür işte bazılarının cenazesini padişahlar kaldırıyor. Bazılarının da ayaklarına cumhurbaşkanları gidiyor. Müslümanlık böyle bir şey. Ne mutlu hepimize.”

About the Author

-