Lösemili annenin oğluna mektubu
İzmir'de 29 yaşındaki Lösemi hastası Gamze Akbaş ameliyata gitmeden önce 3 yaşındaki oğluna yazdığı mektubu blog'unda paylaşınca bakın neler oldu...
15 Şubat 2012 05:34
kultur as
Lösemili annenin oğluna mektubu

Lösemili annenin mektubu!


İzmir’de 3 yaşındaki oğlu Atakan’a yazdığı mektupla tüm Türkiye’nin kalbini titreten lösemi hastası Gamze Akbaş’a (29) kemik iliği donörü olmak isteyenler kan merkezlerine akın etti.

Normalde ayda 3- 4 kişinin başvurduğu merkeze 1 günde 150’yi aşkın kişi kemik iliği donörü olmak için başvurdu. Ege Üniversitesi Kan Merkezi Müdürü ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Aydınok, “Sadece Gamze değil, 3 yaşındaki çocuğu yaşındaki çocuklar da ilik bekliyor. Gamze için bağışlanan kan, başkaları için umut olabilir” dedi.

İzmir'de bankacı 28 yaşındaki Gamze Akbaş lösemiye yakalandı ve acil ilik nakli olması gerekiyor. 3 yaşındaki oğlu Atakan için yaşamak istediğini belirten Gamze Akbaş'ın, internetteki bloğunda 'Seyahate giden anne gibiyim' başlığıyla yazdığı ve oğluna ithaf ettiği yazıyı okuyanlar, uygun donör bulunması için seferber oldu.

LÖSEMİ ANNENİN YÜREK BURKAN O MEKTUBU

Seyahate giden anne gibiyim

GAMZE Akbaş'ın oğlu Atakan için kaleme aldığı 'Seyahate giden anne gibiyim' başlıklı yazısı şöyle:

"Bu yazıyı yazarken sabredeceğim ağlamamak için.

Aynı başlıkta yazdığım gibi hissediyorum kendimi, ama belli ki benim seyahatim bayaca uzun sürecek. İster bir annenin vasiyeti deyin bu yazılanlara, ister gözü arkada kalmasın diye aklından geçenleri sıralıyor deyin.

İyiydim gerçekten 2 hafta önceki düşüşü, laboratuar değerleri yanlıştır umudunu yaşıyordum, Dr'um da öyle inandırmıştı. Ama değilmiş, artık mikroskop altında da değerlerim hızla düşüyor. Maalesef kağıt üstündeki gerçekler doğru… Diş etlerim çekilmeye başlıyor diyince zaten, salı günü kemik iliğine bakalım dedi. Nefesi kesildi adamın ama, sen çok ağladın karşımda benim de ona moralim bozuldu dedi. Nasıl ağlamam öyle bir derdim var ki içinden çıkamadığım nasıl ağlamam. Evladım ne olacak Dr'um dedim. Sıkıntılı günlerin gelmesine ağlamıyorum, benim derdim evladım dedim.

Evet evladım tek derdim.

Herkesin Atakan'a çok iyi davrandığı kesin, hatta davranacağıda. Annem, babam, kardeşim en başta hatta Emrah kendini toplayana kadar Atakan ilk dönemlerde kiminle kalır. Sevdiği alıştığı insanları yanında göremeyince ya da gördüklerinde ağlayan gözlerle gördüklerinde n'apar yavrum. İş seyahatine giden bir anne defalarca kafasından geçenleri söyler, yavrusunun bir şeyi eksik kalmasın diye.

Eskişehir'e göderirler belki biii süreliğine orası da çok soğuk, keşke annem göndermese.

Kalbi kırılırsa anlarlar mı?

Dudakları beyazlamış biraz, benzi sarı gibi gözüküyor deyip hemen kan testi yaptırmaya götürürler mi?

Anneyi sorduğunda ne cevap verirler?

Meyveler, sebzeler defalarca sirkeli suyla yıkanır mı?

Marketten alınanların özellikle Atakan'nın yiyeceklerinin son kullanma tarihlerine her defasında unutmadan kim bakar?

Her akşam ılık sütünün içilmesi, dişlerinin fırçalanması atlanılmaz mı?

Günlük taze meyve suyu sıkılır mı mevsim meyvelerinden?

Terleyince üşenmeden anında atlet değişir mi?

Nelerden mutlu olur diye düşünülür mü?

Değişik kitapları kim araştırır, kim alır peki?

Bıkmadan sıkılmadan kim Oyun oynar onunla?

Bıkmadan sıkılmadan saçlara cici yapmasına kim izin verir?

Gideceği okuldaki eksiklikleri kim farkeder?

Öğretmeniyle sürekli yakın diyaloğa kim girer. O özel biii öğrenci iyi bir gözleme ihtiyacı var annesini kan kanserinden kaybettik der.

Evde televizyon seyretmeyip kim aktivite yapar el becerisi gelişsin diye hem de hergün?

Kendi çocuğuna ya da çocuklarına sabır gösteremeyen insanlar, Atakan'ıma nasıl sabır gösterir?

Bir varmış, bir yokmuş. Ömür bu iki kelime arasında geçen zaman. Zamansa bazen dost insana, bazen düşman. Bize düşman oldu.

Emrah'ım canım sevdiğim. Çok üzdüm seni en fazla kötü günlere, seninle göğüs gerdik. Hakkını helal et. Bundan sonra işin daha da zor olacak. Ama sana güvenim tam. Bir kaç gün önce demiştin ya bana, 'Parkta oynarken bizi birisi seyretse deli bu adam der ama ben oğlumla çocukluğumu tekrar yaşıyorum' diye. Hep öyle deli baba ol olur mu? O zaman Atakan yokluğumu daha az hisseder belki.

Evde demiştim ya ben, sana sevdiğim, 'Atakan seninle gerçekten iyi vakit geçiriyor hep gülüyor. Sen iyi bir babasın' diye. Ben hep bişeyler öğretme çabasındaydım, sense eğlence, öyle olduğu için o kadar mutluyum ki hep mutlu ve onu güldüren babasıyla birlikte yaşayacak diye. Öğretmenler zaten öğretir öğrenmesi gerekenleri. Gülmek daha iyi bir ilaç. Onu da sen hep verdin ve vericeksin canım sevgilim.

Canım annem, canım babam, canım kardeşim. Hakkınızı ödeyemem şimdiye kadar çok emek verdiniz bize. Asıl şimdiden sonra sizlere daha çok iş düşüyor dimdik durup Emrah'a destek verme zamanı. Atakan başta ALLAH'a sonra Emrah'a sonra annem, babam, kardeşim size emanet.

Keşke herşey farklı olsaydı. Yaşam mutlu dolu günlerle dolsaydı.

Annem hediye kaban almak istedi. İstemedim çünkü seneye kışa çıkmam heralde.

Sabahleyin aradın annem.

Ne olur güçlü ol diye. Lütfen gel alalım dedin. İstemem annem dedim.

Ateşim var, öksürüyorum dışarı çıkmıcam dediğimde Atakan'ım koşarak geldi ne dedi biliyomusun: 'Ateşin olmasın, ne olur öksürme canım annem dayanamam sana' dedi.

Telefonu kapadım çöktüm oğlumun yanına, 'Ben sana dayanamam merak etme geçer' dedim. 'Geçsin annecim' dedi. Dayancan annem diye haykırdım içimden.

Şuan ezan okunuyor. Yalvarırım rabbime evladım için bana yaşama şansı ver. Salı günü gireceğim operasyon sancısız geçsin, en önemlisi sonucu güzel gelsin. Çok bir şey istemem sadece sağlık. Ama artık o kadar yıkıldım, o kadar güçsüz kaldım ki. Savaşacak gücümü yitirdim. Emrah'ımın, annemin, babamın, kardeşimin gözünü yaşlı görmeye gücüm kalmadı.

Arayan eş, dost, akraba açamadım telefonları açamayacağım da. Biliyorum dualarınız benimle ama gücüm yok konuşmaya. Bir de tabi Atakan'ım anlamasın durumu diye.

Salı gününün güzel geçmesini bu kadar umutsuzluğun içinde yinede umut ediyorum."

Nasıl donör olunur?

18-50 yaşında sağlığı müsait olan herkes kemik iliği bankasına gidip başvuru formu doldurabilir. Bir tüp kan verenler bulaşıcı hastalık testinden geçiriliyor. Hastalık taşımıyorsa bankaya kaydediliyor. Gönüllü vericinin kayıtları bilgisayara işleniyor, hastalarla uyum sağlarsa daha ileri tetkik yapılmak için çağrılıyor. Uygunsa genel anestezi altında kemik iliği alınıyor. Vericinin leğen kemiğinden özel iğneler aracılığı ile alınan kemik iliği, bir torbaya aktarılıyor. Operasyon ve dikiş gerektirmiyor ve hiç duyulmuyor. Kemik iliği vericisi ertesi gün işine dönüyor.

İzmir'den ilik donörü olmak isteyenler: Ege Üniversitesi Kan Merkezi irtibat no: 390 40 29 Randevu alarak gidiliyor.

Ankara'dan ilik donörü olmak isteyenler: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi, Akrabalık Dışı Kemik İliği ve Kordon Kanı Bankası Tel: (312) 508 24 44.

İstanbul'dan ilik donörü olmak isteyenler: Çapa Tıp Fakültesi İlik ve Doku Nakli Merkezi





Yorum Yaz   
YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (2)
saadet ulukaya tarafından 2012-03-10 08:38:18 tarihinde yazılmış
Gamze hanım için dua ediyorum
Rabbim Gamze hanım ve onun gibi olan bütün hastalara şifa versin... nolur duyarsız kalmayalım. Bende diyaliz hastasıyım ve Gamze hanıma yürekten dua ediyorum;rabbim oğluna, evine, ailesine kavuştursun tez vakitte...Amin.
Çiğdem Aksel tarafından 2012-02-24 00:09:34 tarihinde yazılmış
Anne
Nihayet cesaretimi toplayıp o mektubu okudum. Sadece evladı için yaşamaktan bahseden dünyalar güzeli anne... Rabbim evladına şifalar versin.
GAZETE 1. SAYFALARI


döviz

Esenler Haber Gazetesi- Sosyal Paylasim Linklerimiz- Twitter,Linkedin,Facebook

HAVA DURUMU
a

Esenler Haber Irtibat Bilgileri-7-24 Esenlerden Haber
Esenler Haber Irtibat Bilgileri-7-24 Esenlerden Haber